Dün akşam Kardeşler Araştırma'yı izledim. İstanbul'da sadakat testi ve ilişki takibi yapan küçük bir ekip, bir İngiliz diplomatın yasak ilişkisini belgelemek için tutuluyor; iş bir anda uluslararası istihbarat operasyonuna dönüyor. Komedi. Kâğıt üzerinde kulağa iyi geliyor, ekranda da başlangıçta iyi gidiyor. Bir saat bitmeden "bu film kaç dakika?" diye bakmaya başladım. 105 dakikaymış.
105 dakika
Asıl mesele o soru oldu. Filmi bitirip kapattım, aklımda kalan tek şey süresiydi. Bu yıl kaç tane 105 dakika izledim? Bilmiyorum. Bir haftadır izleme günlüğü tutuyorum ama sadece "hangi gün ne izledim" yazıyordum. Süreyi yazmıyordum. Süreyi yazmayınca toplam da yok, toplam yoksa bu alışkanlığın bana neye mal olduğu da yok.
Bu sabah günlüğe her kayıt için bir "dakika" alanı ekledim. Sayfa artık iki sayı gösteriyor: bu yıl toplam kaç saat izledim ve bu hızla yıl sonunda kaç saat olacak. İkinci sayı basit bir orantı, karmaşık bir şey değil. Ama geçen haftaya bakınca ortaya çıkan rakam, düşündüğümden büyüktü. Kayıt bir hafta önce başladığı için tahmin şimdilik yanıltıcı, birkaç ay sonra oturur.
Neden sayıyorum?
Az izlemek için değil. İzlediğim şeyin bir bedeli olduğunu görmek için. Uçuş günlüğünde her uçuşun süresini yazıyorum, kitaplarda sayfa sayıyorum; film ve diziye gelince "akşam bir şey izledim" deyip geçiyordum. Sayı olunca karar da oluyor: bu 105 dakikaya değer miydi? Kardeşler Araştırma için cevabım hayır. Ama en azından artık hesapta.